Yağlar – İyi, Kötü ve Çirkin

yağ

Yağlar – İyi, Kötü ve Çirkin

Sonbaharın gelmesi ile birlikte yaz boyunca terk ettiğimiz mutfaklarımıza geri dönmenin vakti geldi. “Ne yersen o’sun” kuralından yola çıkarak sonbahar ve kış günlerinde yiyeceklerinizi hazırlarken kullanacağımız yağları seçerken daha dikkatli olmaya ne dersiniz?

Bedenimiz yeni hücre oluşturmak için kullandığı yağları elemek gibi bir yeteneğe ne yazık ki sahip değil. En sağlıklı seçimi yapmak ve ona yardım etmek bizim görevimiz. Dikkatli olmadığımızda beden, karşısına çıkan sağlıksız yağları kullanmak zorunda kalır ve bu bize sağlıksız hücre yapısı ve bozuk hücre fonksiyonları olarak geri döner. Yağlara en çok ihtiyaç duyan beyin ve bağırsak sistemi hücreleri olası yanlış seçimler sonucunda en fazla zarara maruz kalan bölgelerdir. Bağışıklık sistemi zararlı yağlarla karşı karşıya geldiğinde savunmasız hale gelir ve hastalıklara giden kapı böylece açılmış olur. Kısaca, bağışıklık, bağırsak ve beyin sistemi başta olmak üzere, bedeninizi ve fonksiyonlarını felç etmek istemiyorsanız zararlı yağlara dur deyin.

Pek çok insanın en çok düştüğü hata her türlü yağı aynı sınıfa koymak oluyor. Her yağ zararlı değil, tam tersine temel ve gerekli yağlar bedenimiz ve onun mükemmel şekilde işleyişi bakımından çok faydalı ve gereklidir. Hangi yağları tüketmeli, hangilerine karşı dikkatli olmalıyız?

Besinleri hazırlamak, pişirmek ve diğer amaçlar için kullanılabilecek en iyi yağ, kaliteli zeytinyağıdır. Zeytinyağının en önemli özelliği besinleri yüksek sıcaklıklarda aşırı serbest radikal üretmeden pişirmek için kullanılabilmesi ve sadece “sağlıklı yağlar” içermesi. Zeytinyağınızı seçerken mutlaka içeriğine ve elde ediliş şekline dikkat edin. Tercihiniz organik zeytinyağlarından olsun. Bunun sebebi iyi hazırlanan bir organik bir zeytinyağında kimyasal ve yardımcı besinlerin kullanılmaması, zeytinin dalından kopmasıyla yağ haline gelmesi arasındaki sürenin kısa olması, üretim boyunca dolaylı veya dolaysız olarak hız ve sıcaklığın kullanılmaması ve böylece içeriğindeki vitamin ve antioksidanların korunması.

Zeytinyağında da bulunan Omega 3 ve Omega 6 beden için gerekli yağ asitleri olarak bilinirler. Beden bu yağları tek başına üretemediği ama onlarsız da sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüremediği için bu yağlara ihtiyacımız vardır. Omega’lar; hücre zarına bütünsel anlamda fayda sağlar, onları yumuşak ve esnek tutar, cildi yumuşatır ve rengini iyileştirir, hücrelerin oksijen taşıma kapasitelerini arttırır, enerjiyi yükseltir, hormonları düzenler, kilo kaybına yardımcı olur, kolesterol düzeyini dengeler, metabolizmayı olumlu yönde etkiler. Omega 3 ve Omega 6 arasındaki denge çok önemlidir. Bu oran kişinin iç kimyasını etkiler.

Omega 3 ve Omega 6 kaynakları:

  • Omega-3: En iyi kaynak keten tohumudur. Balık yağları okyanuslardaki kirlilikten dolayı bozulmuştur ve tohum yağlarından 25 kat daha dengesizdirler.
  • Omega-6: Çoğu tohumlar ve kabuklu yemişler, badem, susam, ayçekirdeği iyi birer kaynaktır.
  • Her ikisi: Kenevir tohumu, cevizler ve kabak çekirdeğinde her iki Omega yağı da bulunur. Kenevirde ideal bir denge bulunmaktadır.
  • Sağlıklı yağlar keten tohumu yağı veya bazı karışımlar. (Udo’s Oil gibi)

Bu yağlar, tatlarını ve besin değerlerini koruyabilmeleri için yemekler hazırlandıktan sonra ilave edilmelidir. Başlıca kaynağı hayvansal kaynaklar olan doymuş yağlar kesinlikle uzak durulması gereken yağlar sınıfına girer. Sağlıklı yağların aksine çok az miktarda mikro besin içerirler, kandaki kolesterol ve lipit seviyesini yükseltirler, kalp damar sağlığımızı riske atarlar, canlılığımızı azaltır ve hastalıklara neden olurlar. En önemli tehlikeleri ise faydalı yağların çoğunu etkisiz hale getirmeleridir. Kısaca, doymuş yağlar hem sağlıksız hem de gereksiz yağlar olarak da anlandırılabilir!

Uzak durulması gereken bir başka yağ türü ise trans ve hidrojenleştirilmiş yağlardır. Bu yağlar faydalı yağlar işleme tabi tutulduğunda, arıtıldığında veya pişirildiğinde, ısı, ışık ve oksijenle yapıları bozulduğunda meydana gelirler. İşlenmiş bitkisel yağlar, margarinler, ekmekler, pastalar ve tatlılarda kullanılan bu yağlar enerji üretimini zayıflatır, hücreler arası iletişime engel olur, hücre zarlarının bütünlüğünü zayıflatarak zararlı maddelerin kolaylıkla hücre duvarından geçmesine neden olur, bu sırada sağlıklı olan unsurları da dışarı atarak hücrelere zarar verirler. Bu özellikler, trans ve hidrojenize yağları doymuş yağlardan bile daha zararlı yapar.

Sağlığımızı korumak ve sağlıklı olma halini sürdürebilmek için seçtiğimiz yağlar konusunda çok dikkatli olmalıyız. Pişirme, kızartma gibi işlemler sırasında sağlıklı yağlar potansiyel birer düşman ve sağlıksız yağlara dönüşürler. Bunun için yemekleri hazırladıktan sonra faydalı yağları ilave etmek yapacağımız en sağlıklı yemek hazırlama biçimi olacaktır. Kabuklu yemişler ve tohumlardan çıkartılan faydalı yağlar ise günlük yaşantımızın ayrılmaz parçaları olmalılar.

Bu gönderiyi paylaş